İstanbul Kahve Festivali 2016 – Dost Acı Söyler Sebastian

Bu sene İstanbul Kahve Festivali daha ılık bir zaman ve daha geniş bir alanda yapıldı. 6-9 Ekim Arasında Küçükçiftlik Park’ta düzenlenen İstanbul Kahve Festivali’nde 131 firma katılımcı olarak yer aldı ve bu zamana kadarki en geniş katılımdı. Kahve sektörü ve yan sektörler için oldukça sevindirici bir durum bu, zira ziyaretçi sayısı da gördüğüm kadarıyla çok çok daha fazlaydı. Geçen seneki yazımda Festivali bir hayli eleştirmiştim (Coffee Festival Sakın Kızma Bana | MokaPota), bu eleştirilerden bazılarına kulak kabartılıp düzeltmeler yapılmış bu sene. Örneğin festival buz gibi bir dönemde ve daracık mekanda değil daha geniş alanda ve ılık bir havada yapıldı. Stantlar ve stantlar arası mesafeler çok daha genişti. ama bu alan bile yetmemiş, seneye daha büyük bir alana ihtiyaç olacak sanırım.

İstanbul Kahve Festivali 02

9 Ekim Pazar günü ziyaret ettim Festivali. Açıkçası geçen seneki deneyimden sonra, son ana kadar gitmeyi düşünmüyordum ama hafta sonu yakaladığım bir anlık boşlukta ne yapsam diye düşünürken hadi gideyim bari dedim. Sabah büyük oğlumu yüzme kursuna götürmüştüm ve akşam 6’da da basketbol antrenmanı vardı. Dolayısıyla İstanbulun bir ucundan diğer ucuna arada 5 saatlik bir zaman dilimi ve yolu düşersek kendimize ayırdığımız 3-4 saatimiz vardı. Enerji konferansı nedeniyle kapatılan yollar İstanbul Kahve Festivali’ne erişimi ciddi zorlaştırsa da tesadüf eseri bulabildiğimiz boş bir otopark alanına arabamızı bırakıp başladık yürümeye. Saat 13:00 gibi gişede sıraya girmiştik. Önümüzde 2-3 kişilik bir arkadaş grubu vardı. Bilet fiyatını sordular. Gişedeki hanım kız “35 lira” dedi. Arkadaşlar önce birbirine baktı, sonra içlerinden biri üçümüz için mi dedi. “Hayır kişi başı 35 TL” cevabını aldı. Sonra bir kere daha birbirlerine baktılar hanım kız ekledi “üç kişi 105 lira”. Hepsinin suratı düştü, içlerinden biri yürü oğlum gidelim Starbucks’ta 2 hafta kahve içeriz bu paraya dedi, ve dönüp gittiler.

Sonra sıra bize geldi, oğlumu gösterdim “delikanlı için bilet gerekiyor mu” diye sordum. Gerek olmadığını söylediler, “eh artık olmasın zaten” dedim içimden. Sonra diyalog şöyle gelişti
-O zaman ben bir bilet rica edeyim
-Hangi seansa istiyorsunuz?
-Nasıl yani kapıdan alınan biletlerde de mi seans var
-Evet, ilk seans 14:00’de sona erecek, ikinci seans 15:00 de başlıyor
-İyi ama benim 16:00’da çıkmam gerek, hangi seansa alırsam alayım 3 saat vaktim varken sadece 1 saat kullanabileceğim bileti bu doğru değil ki
-Üzgünüm yapabileceğim bir şey yok…

İstanbul Kahve Festivali 03

Benden önceki arkadaşların yaşadıkları deneyim beni üzmüştü, kahveyi merak eden, öğrenmek isteyen ve onca yolu tepip gelen insanlar fiyat yüzünden girmekten vazgeçmişti. Şimdi ise ben 3 saatlik vaktim varken bunun sadece 1 saatini orada geçirebilecektim. ya da iki katı ücret ödemek zorunda kalacaktım. ilk seansa bileti aldım. Bir yandan da düşünüyorum saat 14:00 olduğunda ne olacak, sabah seansındaki kişiler ile tüm gün biletliler nasıl ayrıştırılacak. Her şekilde can sıkıcı ve bence saçma sapan bir durum. biletsiz olsun demiyorum elbette ama günü ikiye bölmek niye? Hatta ve hatta neden günlere bölünüyor. 4 gün boyunca gelecek insan stant gezmeye gelmeyecek muhtemelen, diğer etkinlikler ve söyleşilere katılmak için gelecek o kişi neden 4 gün için de ayrı bilet almak durumunda kalsın. Tek biletle istediğim zaman gelip gidebilmeliyim. Bunu yapmanın bir çok dijital yolu var artık. Ama amaç kahveyi sevdirmekten öteye geçip daha fazla kar elde etmek olunca maalesef dsm group’un organize ettiği bu event yine geçen seneki buruk kekremsi tadı bıraktı damağımda.

İçeri girip dolaşmaya başladık, tadım stantlarının bir çoğunda Kenya kahvesi ve kolay olduğu için Chemex ile hazırlanıyordu kahveler. Geçen sene yalnız gitmiştim bu sene oğumla gidince bir çocuğun ihtiyaçlarını ve ilgisini çeken noktaları da görme şansım oldu. Tadımların çoğunda sadece kahve veriliyor olması delikanlıya içeceği bir kahve bulmakta zorladı bizi. Oysa ki çocuklar içinde bol sütlü biraz şuruplu alternatifler sunulabilmeli, ama meşakkatli olur tabi. Verelim Kenya ellerinden Chemex’i nasıl olsa gelenlerin çoğu farkı anlamıyor. Böyle mi düşünüldü acaba? Ya da bu ihtiyaçlar düşünülmedi mi hiç? Her ne kadar kahvelerini artık çok tercih etmesem de müşteri deneyimi konusunda yine en başarılı Starbucks’tı diyebilirim. Stant’ı ziyaret ettiğimde hangi kahvelerin olduğunu neleri tadabileceğimi sordum, ben bunu sorarken oldukça nazik ve sıcak kanlı bir barista hanım efendi bizim küçük beyin siparişini onu yönlendirerek çoktan almış sıraya koymuştu bile.

İstanbul Kahve Festivali 04

Bir saatimiz vardı biraz hızlı da olsa bütün stantları dolaştık, bazılarıyla ayak üstü sohbet ettik, bazılarının vitrinlerine baktık bazı stantlara da baya baya uzun baktık :)

MOKAPOTA SHOP - DİKKAT ÇEKENLER


Kavrulmuş Kahve

Kenya Nakuru AA Top

(1) 199,00 661,00 

Kavrulmuş Kahve

Splash Espresso Blend

125,00 415,00 

Kavrulmuş Kahve

Peru Ecoforrest Cajamarca

152,00 505,00 

Benim en dikkatimi çeken Zihni Sinir standıydı. Ocak ayından itibaren İstanbul’da da yer açacaklarını öğrendiğimde oldukça sevindim. Zira bisiklet pedalı çevirerek kahve öğütmek, bileşik kaplar usulüyle hazırlanmış soğuk demleme (cold brew) düzeneği ve hediyelik eşya bölümü etrafında bir kaç tur attırdı bize. görevlilerin ve baristaların sıcak ve samimi iletişimi de zaten küçüklüğümden beri beğendiğim ve taktir ettiğim zihni siniri daha bir yüceltti gözümde.

img_3504

Bir diğer ilginç stant ise Telvetonik’ti. Kahve atıklarından bitki gübresi elde etmek cidden ilginç bir fikir ve oldukça dikkat çekici. Küçük poşetlerde ücretsiz dağıttıkları telvetonik’i kendi ağırlığının 4 katı kahve telvesi ile karıştırıp 1 hafta kadar dinlendiriyorsunuz. Sonrasında asidik toprak isteyen bitkilerinizde doğal gübre olarak kullanabiliyorsunuz. İlk defa İstanbul Kahve Festivali’nde gördüm bu gübreyi. Eve gelip araştırdığımda işin uzmanlarının bitkileri için yıllardır kullandığı bir yöntem olduğunu da öğrendim. Hatta büyük kahve zincirlerinin kullandıkları kahve atıklarını özellikle bu amaç için poşetleyip isteyenlere ücretsiz verdiklerini de öğrendim. En yakın zamanda deneyeceğim :)

Oğlumun en fazla dikkatini ise Silverti standında kahve makineleri ve öğütücülerin içine konulmuş balıklar çekti doğal olarak. Yahu dur icat çıkarma şimdi demeden de edemedim !! öyle ya bizimki evdeki makinalarda balık yetiştirmek isteyecek elbet..

İstanbul Kahve Festivali 05

Haydi son bir tur atıp çıkalım derken omzuma inen sert bir elle irkildim, kıyafetinden görevli olduğu anlaşılmayan bir hanım kız gayet sert bir tonla, “Hadi beyefendi dışarı alıyoruz sizi” dedi.
Yahu ne oluyor, kimsin, nerede eğitim gördün de bu hale geldin, “az yavaş” bile diyemeden geçip gitti yanımdan hızla. Demek böyle oluyormuş seans sonu dedim. Ne kadar da konuksever dostane bir yaklaşım değil mi? İncindim…

Kapı çıkışında 3 seansını bekleyen insanların sayısını görünce de hem sevindim hem üzüldüm. sevindim çünkü kahve için bu kadar çok insan bir kaç saattir öğleden sonraki seansın gelmesini bekliyordu, üzüldüm çünkü gün ortasında gereksiz yere şu yarımgünlük bilet saçmalıı nedeniyle bu kadar insan bekletiliyordu.

Istanbul kahve Festivali
Kapı önündeki kuyruk buralara kadar uzanıyor

Sonuç itibariyle geçen seneki deneyim bir nebze iyileşmiş olsa da halen içeride kahve kokusundan çok para kokusu almak beni rahatsız etti, bu yaklaşım düzelene kadar etmeye de devam edecek. Yine de tek ve alternatifsiz olduğu ve farkındalığı artırdığı için İstanbul Kahve Festivali’ne ve buna emek sarfeden güzel insanlara sevgilerimi sunmadan yazıyı bitirmek istemedim. İyi ki varsınız ve Türkiye’de farkındalığı giderek artırıyorsunuz. Tek istediğim işin finansal tabloları yerine insanlar üstündeki etkisine odaklanmanız ve insanlara kahveyi sevdirmeniz. Bunu yaparsanız zaten finansal tablolar da, karlılığınız da, etkiniz de beklentinizin oldukça üstüne çıkar.
Dost acı söyler İstanbul Kahve Festivali, kızma bana…

İstanbul Kahve Festivali 2016 – Dost Acı Söyler Sebastian” te bir düşünce

  1. Hakan Sagımlı diyor ki:

    Kahve festivali hakkında söylediklerinize birebir katılıyorum. Kahveden çok para kokusu aldığım bir etkinlikti benim de. yine de hiç yoktan iyidir, umarım gelecek yıl hatalarını bir nebze olsun anlarla.

    Playlist olayı çok şık olmuş. hem düşünce hem şarkılar çok güzel
    “Beğendim” :)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!